Albay'ın Karısı

"Albay’ın  Karısı" oyunu Hristo Boyçev’in savaş üzerine kaleme aldığı bir traji-komedi. Soğuk Savaş sonrası balkanlarda başlayan dağılma sürecini ve bu süreçteki travmaları oyunun merkezine taşımış.  Sahneleme sürecinde okundukça farklı açılardan bize malzeme sunacak kadar sıkı bir metin.  Çok karakterin oyunun merkezinde yer aldığı ve bu karakterlerin arazlarının traji-komik ilişkilere dönüştüğü bir oyun…

Oyunda bahsi geçen dönemin üzerinden 15 seneden fazla geçmiş durumda. Sanal dünya ve teknoloji  1990’lara göre şimdi hayatımızın çok daha merkezinde yer alıyor. Peki oyun şimdi bizim için ne ifade ediyor?

1997 yapımı Amerikan filmi ”Başkan’ın Adamları” enteresan bir konuya sahipti: Başkan’ın karıştığı skandal sonrası, seçimlerde başarıya ulaşma şansı çok azalır. Bunun üzerine bir taktik düşünülür ve Hollywood yapımcılarıyla çok gizli bir plan yapılır. Afganistan’da sanal bir savaş çıkarılır. Azılı teröristler bir Amerikan askerini kaçırırlar. Onu kurtarmak ise yine kahraman Amerikan askerlerine ve bu operayonun emrini veren başkana kalmıştır. Yaratılan bu masal çok başarılı olur ve askerin kurtarılması sonrası başkan da seçim zaferini kazanır.

Bu tür masallar/kurgular pek çoğumuz için artık yadırganmayacak bir gerçek. Ama bu gerçek bir masal… yani masal ve gerçeğin kesiştiği noktadan bahsediyoruz. Teknolojinin ve sanal dünyanın bu korkunç kesişmesi her gerçeği şüpheli ve her hayali de gerçek noktasına taşıdı. Neye inanılacağı ile ilgili derin şüphenin sebeplerinden biri de bu. İnanç gerçeğin ötesine kolayca taşınabilir halde artık; inanmak yok inandırılmak var. Oyunumuz da tam da bu inanma inandırılma ilişkisi üzerine kurulu. Hayale inandırılmalı mıyız yoksa gerçeğe inanmalı mıyız? Peki ya gerçek acı verici derecede kötü ise…

"İşte hayat, gülümserken dişlerini de gösterir. "

İyi seyirler…