Woyzeck

 Büchner'in 1837 yılında yazdığı ve tamamlayamadan hayata gözlerini yumduğu Woyzeck'i bugünden okuyup, yeniden kurguladık. Çünkü bize göre Woyzeck zamandışı bir oyundur. Yazıldığı dönemi aşan tiyatral nitelikleri ötesinde hemen her zamanı yansılayabilecek heterojen bir aynadır. Woyzeck'in aynasında görüntüler parçalı ve dağınıktır fakat gerçeği yakalamak konusunda kusursuz bir netlik içerir. Biz bu aynadan günümüze bakmaya çalıştık.

“Beri yandan bir yolcu , zamanın akışına yaslamış sırtını, duruyor ya da Tanrı’nın kerametine akıl erdirmeye çalışıyor ve soruyor kendi kendine : İnsan ne içindir? İnsan ne içindir?”

Eğer 'insan' dibi görünmeyen bir uçurumsa eylemlerinin sorumluluğu kime aittir? Ya da bu karmaşasında dış faktörlerin belirleyiciliği onu bir kuklaya mı dönüştürür? Büchner Woyzeck üzerinden bu sorulara akıl erdirmeye çalışır. Ve her şeyin yokolduğu bir dünyada soruların 'boşuna'lığına karar verir. Bugün sorularının boşuna olmadığını “tarihin kısır döngüsü”nü hisseden bu genç dahinin oyununa tekrar tekrar baktığımızda görebiliriz. 'İnsan' razı olduklarında zorunlulukları kadar boyun eğişlerinin de zincirini taşır. Woyzeck'in yaşadığı herşeye neden katlandığı sorusu Büchner'in ağzından zamandışı bir boyutta yankılanmaya devam edecektir.

Tiyatro tarihinin en çok sahnelenen oyunlarından biri olan Woyzeck hem yapısı hem de konusu itibariyle onu sahnelemek isteyenler için bir meydan okumadır. Dördüncü sezonuna giren bir ekip olarak artık bir klasikle hesaplaşmanın zamanının geldiğine inanarak bu projenin altına imzamızı atıyoruz.