BİLET AL
DUYURULAR
İbrahim Polat ile söyleştik: "Evet, tiyatro yapmak zor! Ama..."
İbrahim Polat ile söyleştik:
Kaynak: http://tiyatronline.com/tiyatro-terminal-ile-soylesi-evet-tiyatro-yapmak-z_7184

İzmir'li ekip Tiyatro Terminal ile hayaller, beklentiler ve gerçekler üzerine konuştuk.  

Tiyatro Terminal hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

İbrahim Güngör: Tiyatro Terminal 2012 yılının Nisan ayında kuruldu. Öncesinde kısa bir süreç var, bundan hep bahsediyorum. Ocak ayında Özlem Lale, Mitos Boyut Oyun Yazma Yarışması’nda ödül alan Zamora Binası Soruşturması oyununu sahneleme fikriyle geldi bize. Bana, yönetir misin, diye sordu. Jülide’ye, oynar mısın, diye sordu ve biz bir anda oyunun kadrosunu oluşturup oyunu çalışmaya başladık. Oyunun sahnelenmesiyle birlikte Tiyatro Terminal de kurulmuş oldu.     

Tiyatro Terminal Kimler tarafından kuruldu?

İbrahim G.: Aslına bakarsanız şu an kadroda yer alan kişilerin yüzde sekseni kurucu kadroda yer alan kişiler. Ben, Jülide Derya, Batuhan Köksal, Öncel İnanlı, Burak Özhan. Bu saydığım isimler bahsettiğim ilk altı aylık süreç içinde Tiyatro Terminal’in kadrosundaydılar. Daha sonra Jülide Kara, Gülin Bakkaloğlu, Gizem Elif Asil, Selda Uzunkaya, Pervin Güner Aygün, Feyza Tatar ve Orkun Kocabıyıkoğlu farklı zamanlarda ekibe dahil oldular.

 

Geçtiğimiz tiyatro sezonunun sizin için birçok sebepten ötürü oldukça hareketli ve yoğun geçtiğini tahmin ediyorum. Her şeyden önce kendi sahnenizin, Sahne Terminal’in açılışını gerçekleştirdiniz. Bu süreçten bahseder misiniz?

Jülide Derya: Kendi sahnemizin olmasını hep çok istiyorduk. Zaman ve şartlar uygun olduğunda bunu gerçekleştirmeyi hedefliyorduk. Ama aslına bakarsanız bir anda oldu. Uzun süredir mekan arayışımız vardı, İzmir’de böyle mekanlar bulmak çok zor. Burayı bulunca da içinde bulunduğumuz şartları çok fazla düşünmeden bu işe girmemiz gerektiğini düşündük.

İbrahim G.: Yaklaşık üç aylık bir inşaat süreci oldu. Ağustos’un ortasında başladı Ekim’in ortasında açılacak dereceye ulaştık. Böylece bütün sezonu burada geçirebilecek bir tarihte de açmış olduk Sahne Terminal’i.    

Bugün yeni bir sahne açmanın çılgınca bir davranış olduğunu düşünüyor musunuz?

Jülide D.: Bu sorunun bence iki katmanı var. Şöyle düşünüyorum, bu ekibin bunca senedir bir arada kalabilmiş olması bir çılgınlık, evet. Çünkü oyuncuların, yönetmenlerin, dramaturgların, tasarımcıların, kar amacı gütmeksizin mi diyeyim, bir arada bulunup bu zamana kadar gelmiş olması bir çılgınlık. Dolayısıyla sahne açmak bu saydıklarımdan daha da çılgınca gelmiyor bana. 

İbrahim G.: Şöyle sayısal bir cevap verebilirim bu soruya. Bir senede kırk gösteriyi İzmir’in farklı sahnelerinde oynamaya çalışmak; her gün dekorunu taşımak, kurmak, sonra geri taşımak daha çılgınca ve çok daha meşakkatli. Biz şu anda bir şekilde kendimize daha rahat hareket edebileceğimiz bir alan yaratmış olduk.

Jülide Kara: Özel tiyatroların bu temel sıkıntısını bir ölçüde aştığımızı düşünüyorum.

Gizem Elif Asil: Öte yandan Sahne Terminal yıl içerisinde çok fazla misafir ekip ağırladı. Yeni sahnelerin açılıyor olmasının bu manada önemli olduğunu düşünüyorum ben de.   

Sahne Terminal’i açmadan önce beklentileriniz neydi? Geriye dönüp baktığınızda bu beklentilerinizin gerçekleştiğini düşünüyor musunuz?  

İbrahim G.: Hayalimiz kendi seçtiğimiz tarihlerde, düzenli oyunlar oynayabilmekti. Çünkü başka sahnede oynadığınız zaman ister istemez o sahnenin tarihlerine uymak zorunda kalıyorsunuz. Ayrıca kendi üslubumuza ve potansiyelimize uygun bir salon yaratma hayalimiz vardı. Bunu başardık. Bir önceki sezona göre temsil sayımızı iki katına çıkardık. Öte yandan yaptığımız iş sayısını artırdık ve yedi farklı oyun oynadık bu sezon. Bunların her biri kendi sahnemiz vasıtasıyla başarılabilmiş şeyler. Fakat zor olan, böyle bir yeri ayakta tutmak için iki kat fazla çalışmalıyız. Ben sahnemiz olduğunda daha az çalışırız diye hayal ediyordum. Evet, artık dekor kurmak, ışık yapmak için çalışmıyoruz belki ama böyle bir sahneyi canlı, göz önünde tutabilmek için, yaşatabilmek için çok çaba gösteriyoruz. Bu da işin görünmeyen yüzü aslında. Uzaktan davulun sesi hoş gelebilir tabii ama şunu söyleyebilirim, İzmir koşullarında bir tiyatro sahnesini ayakta tutabilmek tahminimden daha zormuş.          

 

İzmir özelinde de konuşacağız ancak genele baktığımızda tiyatroların kapatılması, engellenmesi, son çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle kurum yapılarının değiştirilmesi gibi gelişmeleri de düşününce bugün ülkede tiyatro yapma koşulları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Jülide D.: Her dönemde koşulların bu şekilde olmasından dolayı tiyatro yapmak keyifli. Tiyatronun asal durumunu oluşturan zaten böyle bir şey. Tiyatroyu o ortamda yapamamak, mesleğini icra edememek, söyleyeceğin sözü söylemekte zorlanmak, çekinmek… Sadece son dönemde değil, uzun zamandır sıkıtılar söz konusu. Buna rağmen bu iş yapılıyor.

Jülide K.: Yaşamın kendi yolunu bir şekilde bulacağına inanıyorum. Bazen kaldırımda filizlenmiş bir çiçek görürsünüz, hiç olmayacak bir yerden, betonun içinden çıkmıştır. Tiyatro da yaşamın içinde her koşulda var oluyor.

İbrahim G.: Tiyatro yapmak zor. Bunun sadece ülkemize özgü bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Biz tabii daha radikal koşullara doğru ilerliyoruz, orası kesin. Fakat biz zaten en başından beri bir şirketmişçesine sıfatlar uydurarak değil, bir arada bulunmanın keyfiyle tiyatro yaptık. Buna ben bazen cephe oluşturmak diyorum. Bir yaşam alanı oluşturuyoruz ve cephemizi savunuyoruz. Dolayısıyla biz yeni bir cephe açtığımızı da düşünüyoruz. Evet, bazı tiyatrolar kendilerince kararlar alacaklar, kapanmaya direnmeyenler olacak, ortama uyumlananlar olacak fakat çok net görüyorum ki bizim gibi de çok ekip var. Yalnız olmadığımız anlamında söylüyorum bunu. Yeni sahne açma cesaretini bu ortamda gösterebilen çok ekip var. Tiyatronun özünden kaynaklanıyor bu. Tiyatro bir uyumlanma mekanizması değildir, karşı durma mekanizmasıdır. Jülide’nin de söylediği gibi, zorluk tiyatroyu var eden nedenlerden biridir. Baktığımızda, dünyanın en steril ülkelerinde çok iyi tiyatro metinlerine, çok iyi tiyatro insanlarına denk gelmeyiz. Dünyanın en krizli ülkesi Almanya’dır, fakat neredeyse sanat tarihini var eden ülke de Almanya’dır.

Jülide D.: Biz zaten bu mesleği seçerken de, okulu okurken de bu konuştuklarımıza rağmen bu işe girdik. Zaten rayında olmayan bir iş seçiyorsun ve koşullar ne olursa olsun bir şekilde seni etkilemiyor.

Gizem Elif A.: Evet, tiyatro yapmak zor ama düşününce bugün başka birçok şeyi yapmak zorlaştı. Bu açıdan bakınca kendimi burada olduğum için şanslı hissediyorum. Bunu belirtmem gerekiyor. Çünkü burada kalbinin içinde yaşayan arkadaşlarımla birlikte çalışıyorum. Dolayısıyla bu beni huzurlu kılıyor. Öte yandan mezun olduğum dönemi düşününce, ne yazık ki diğer arkadaşlarımın arasında sadece ben bir tiyatroda çalışıyorum. Bunun dışında sadece bir arkadaşımız şu an Glasgow’da oyun yazarlığı ve dramaturgi üzerine yüksek lisansını yapıyor. Bu duruma üzülsem de kendi adıma çok şanslı olduğumu söyleyebilirim.

Bu gelişmeler Tiyatro Terminal’in üretim şeklini, yöntemini değiştiriyor mu?         

İbrahim G.: Bence değiştiriyor, değiştirmek zorunda. Bunu uyumlanmak anlamında söylemiyorum fakat tiyatronun zaten sinema ve televizyona karşı kendiyle, kendini yenilemekle ilgili bir mücadelesi var. Kitlenin aldığı yeni biçimlenme nedeniyle tabii ki onlara ulaşmak için yeni diller, yeni formüller arıyoruz. Bunun oyunların oynanma saatinden tutun da oyunların süresine, kadro sayısına, üslubuna kadar her noktada bu değerlendirmeyi yapmak zorundayız. Bunu yapmazsak ezberlenmiş, çalışan formülleri tekrar ederek tiyatroyu statik hale getiririz. Bunların da uzun vadede işe yarar sonuçlar doğuracağını düşünmüyorum.   

 

Geçen sezonu kısaca değerlendirirseniz neler söylemek istersiniz? Nasıl bir tiyatro sezonu geçirdiniz? 

İbrahim G.: İki çocuk beş yetişkin oyunu olmak üzere yedi farklı oyun sahneledik. İzmir’i düşününce bu sayılar çok yüksek olmasa da kendi potansiyelimiz doğrultusunda bir eşiği aştığımızı söyleyebilirim.

 

Sahnede özgün metinlerle karşılaşsak da oyunlarınıza baktığımızda esinlenmenin önemli bir yerde durduğunu görüyoruz. Özgün metin ve esinlenme ve uyarlama ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?  

İbrahim G.: Biz manifestomuzu yazarken savunabileceğimiz şeyleri yazmaya çalıştık. Burada en çok önem verdiğimiz şeylerden biri özgün metinler oluşturmak. Bu toprakların hikayelerini anlatma noktasında iyi adımlar attığımızı düşünüyorum. Biz aslında hep kendi hikayemizi yakalamaya, yaratmaya çalışıyoruz. Uyarlama başlı başına özel bir tercih değil. Yapacağımız işte kendi hikayemizi bulmak daha önemli.

 

Sezon bitti ama siz tatile girmediniz. Sahne Terminal yaz boyunca açık ve birçok farklı atölyeye de ev sahipliği yapıyor. Neler oluyor burada?  

Jülide D.: Sene boyunca devam eden konservatuvara hazırlık derslerimiz var. Bunun dışında yaz dönemini hareketlendirmek için birtakım etkinlikler, atölyeler düzenleyelim istedik. Bu etkinliklerle sezon arasını doldurmayı hedefliyoruz.

Gizem Elif A.: Temmuz ve Ağustos aylarında Oyun Çıkarma Atölyesi, Oyun Yazma Atölyesi, Ahmet Melih Yılmaz ile Hikaye Anlatıcılığı Atölyesi, Polat Canpolat ile Maske Yapım Atölyesi ve Beliz Güçbilmez ile Yazmak için Okumak Atölyesi olarak adlandırdığımız beş farklı atölye ile yaz boyunca Sahne Terminal’de çalışıyor olacağız. İlgilenenler sosyal medya hesaplarımızdan ve internet sitemizden detaylara ulaşabilirler.    

İbrahim G.: Ben bir misyon taşıdığımızı düşünüyorum bu noktada. Burada yer alan sanatçı grubunun bilgi birikimlerini birilerine aktarmaları gerektiğini düşünüyorum. Burası sadece tiyatro oyunları sahneleyen bir özel tiyatro değil, aynı zamanda yarı-akademik bir eğitim vermeye çalışan bir kurum da olsun istiyoruz.      

Gelecek sezon hazırlıkları başladı mı? Neler göreceğiz Sahne Terminal’de?

Gizem Elif A.: Hazırlıklarımız başladı. İki yetişkin ve bir çocuk oyunu üzerinde çalışmaya başladık. Eylül’de bir oyunumuzun prömiyerini gerçekleştireceğiz.

İbrahim G.: Tiyatro Terminal kış sürecine kadar neredeyse bütün haftayı kapsayacak şekilde günde on-on beş saat arası yoğunlukla çalışan bir kuruma dönüştü. Seneye yine akademiye yönelik eğitimlerimizi çeşitlendirerek sürdürmeyi hedefliyoruz. Öte yandan kent kültürüne katkı sağlayacağını düşündüğümüz konular üzerine araştırmalar, altyapı çalışmaları yapıyoruz. Bunlar üzerine yoğunlaşacağız.

 

Röportaj: İbrahim Topal