BİLET AL
DUYURULAR
İz Gazete ile yaptığımız Söyleşi
İz Gazete ile yaptığımız Söyleşi

İz Gazete Agon ekibi ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Link: https://www.izgazete.net/kultur-sanat/tiyatro-terminal-oyunlarini-nasil-seciyor-h41649.html

Tiyatro Terminal oyunlarını nasıl seçiyor?

İbrahim Güngör : Oyunlar genel olarak 2 bakış değerlendirilerek seçiliyor. Biri repertuar üzerine her sene yapılan toplantılarında belirlenen hedeflerle, diğeri de Terminal yaklaşımının sahnede hayat bulabileceği bir konunun/yapının var olup olmadığına bakılarak metin analizleriyle.

İlkine göre komedi, dram ya da daha deneysel ağırlıklı metinler şeklinde düşünürken ikinci yaklaşımda kolektif bir sahnelemeye ve seyirciye yeni bir seyir sunabilme olasılıklarına bakıyoruz.

FÜ oyununu seçme nedeniniz nedir?

Hakan Taner Yıldırım:

Tiyatro Terminal'le çalışmış olduğum ikinci oyun bu. Geçen yıl Terminal’in tarihinde ilk defa bir komedi çalıştık. Bu yılın başında tekrardan çalışmaya karar verdiğimizde prensipte yerli ve çağdaş yazarların oyunlarından birini sahnelemeye karar verdik.Bir süre tarama yaptıktan sonra sevgili Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun Fü isimli oyunu ilgimizi çekti. Dili özellikle ilk ilgimi çeken oldu.O kadar günümüzden ve o kadar sadeydi ki bir solukta okudum.Sadece dili değil tabi ki,hikayesi de bir o kadar sade ve bizdendi. Replikler Orhan Veli şiirlerinden çıkma gibi net ve ne demek istediğini bilen türden. Uzun yıllardır batı klasikleri ve çağdaşlarıyla çalışmıştım. Fü bu yüzden yepyeni bir heyecan oldu. Bizden bir şeyler anlatma isteği. Bu durumu sevgili İbrahim Güngör’le paylaşınca oyun hakkındaki heyecanımızın karşılıklı olduğunu fark ettik ve çalışmaları başlattık.

Nasıl bir ekiple çalıştınız? Oyunun çıkma sürecinden bahseder misiniz?

Hakan Taner Yıldırım:

Tiyatro Terminal sanatsal bir komün oluşturmuş durumda. Herkesin o an var olan işi bir yerinden tuttuğu, taşın altına elini soktuğu bir yer. Tiyatronun sahnesi Sahne Terminal’in her yerinde hissediyorsunuz bunu. Klasik okuma provaları yerine toplantılar yaparak başladık çalışmalara. Dramaturgundan, teknik ekibine, asistanlardan, tasarımcılara kadar herkesin bulunduğu ve tabi ki oyuncularla birlikte yapılan toplantılar. Herkesin oyun hakkındaki en derin fikirlerini ve hislerini bir araya getirerek ortak bir reji yaratma yoluna gittim.Terminal sıcak bir çalışma ortamı. Elimden geldiğince bu ortamı oyuna yansıtmaya çalıştım. Black Box bir sahnemiz olduğu için oyunculardan tek isteğim, yıllar önce Haldun Marlalı Hoca’nı da söylediği gibi iyi değil doğru oynamalarıydı. Bunu da en doğru şekilde yansıttığımızı düşünüyorum. Oyunun var olan sadeliğini ve büyüsünü aşacak her şeyden kaçtık.

1 MAYIS 1977

Fü karakterinin politik bir kimliği ve ya oyunun politik bir bakış açısı var mı?

Hakan Taner Yıldırım:

Fü yetmiş sekiz kuşağı mensubu. Solun bu coğrafyada en güçlü olduğu dönemlerde yaşamış gençliğini. Ailesi aksini düşünse de Fü de kendini solun rüzgarına kaptırmış bir karakter. Ama tamamen bir devrimci kadın mı bu tartışılır. Çünkü yazarın karaktere biçtiği böyle bir yönelim yok. Onun tek hikayesi 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’nda olan katliamda yitirdiği büyük aşkı ve sonrasında dondurduğu yirmi yılı. Kaybından sonra bu hayatla lümpen zevkler dışında pek de iletişim kuramamış bir insan. Ta ki eve o’na bakıcı olarak gelmeye başlayan Sibel’de kendini görmeye başlayınca yeniden alevlenen yaşama heyecanıa kadar.

İbrahim Güngör:

Oyun politik bir duruştansa politik bir sürecin ardında kalan hayatlardan kesitler gösteriyor. Politikanın yaşamdan çıkışı da diyebiliriz.

Hakan Taner Yıldırım:

en büyük sorunu bu zaten. Gitgide küçültülen dünyamızda, yalnızlaştırılıp geçim ve hayat derdinden başka hiçbir şey düşünmememizin sağlanması. Oyundaki bütün roller böyle.Kendi açmazlarından kurtulmaya çalışan insancıklar. Oyun politik olmayı tam da burada başarıyor. Sıkışmış hayatların bize unutturduğu güzel anlarımızı hatırlatıyor. Yaşamayı ne kadar da unuttuğumuzu hatırlatıyor bize. Fü’nün 1977 1 Mayıs’ında kırılan hayat çizgisi üzerinden, o katliamın bütün toplumda yarattığı depresyonu anlatıyor.Yakın tarihçilerin de dediği gibi o tarihten itibaren iyice baskı altına alınan Türk Solu’nun romantik rüzgarı oyunun üzerinde her daim esiyor.

Tiyatro Terminal ilk defa ekip dışından bir yönetmenle çalıştı. Bu Tiyatro Terminal' i nasıl etkiledi ve başka projelerde devamlılığı olacak mı?

İbrahim Güngör:

ilk kez değil. Geçen sezonu da yine Hakan Taner Yıldırım'ın yönettiği Sırf Cinayet ile açmıştık. Ekibe dışarıdan gelen güvendiğimiz bir yönetmenin her zaman yeni bir heyecan kattığını düşünüyoruz. Bu tarz ortaklıklarımız devam edecek.

Oyunu izlemeyenler için oyun hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Hakan Taner Yıldırım:

Öncelikle bilmeleri gerekir ki Fü herkesin içinde kendine ait bir şeyleri bulabileceği sıcacık bir hikaye. Geçişleri olabildiğince kısa tutarak oyunu bir film gibi izlettirmeyi hedefledik. Oyun seyircinin yüzünde tebessümü de hüzünü de eksik etmeyecek.Bunu yapabilen çok az oyun çalıştım.Ama bence bu oyunun en büyük sihiri bittiğinde yüreğinizde bırakacağı o sıcak his olacaktır.

Her yıl çağdaş oyun yazarlarından bir oyun seçip sahneleyeceğinizi söylediniz. Bu konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

İbrahim Güngör:

Aslında bu toprakların hikayesini anlatmak için düzenli aralıklarla kendi yazdığımız, uyarladığımız oyunlarla sahneye hep çıktık. Ama bu sezon bu fikrimizi bir adım öteye götürerek yeni yerli yazarlarımızın oyunlarını da düzenli olarak repertuara alma, hatta her sene 1 yeni yerli oyunu mutlaka sahneye taşıma kararı aldık. Bu bir çeşit misyon, hem seyircinin bizim hikayelerimize, günümüzün dünyasına daha yakından bakabilmesini sağlamak için hem de yeni yazarlara bir sahnelenme olanağı açabilmek için.

İki yıl önce İzmir' e bir sahne kazandırdınız. Hem kendi oyunlarınızı oynuyor hem de misafir ekiplere kapılarınızı açıyorsunuz. Kendi sahnenizin olmasının avantajları nelerdir?

İbrahim Güngör:

Avantajı çok fazla. Yılda 25-30 kez seyirci ile buluşan bir ekipken, şu an 100'e yakın sahnelemeyle seyirci ile buluşuyoruz. Lojistik anlamda da işimiz kolaylaşmış durumda. Dekor taşıma, kurma, kaldırma, ışık yapma vs pek çok anlamda zamanı artık daha verimli kullanabiliyoruz.

Ama bir sahnenin olmasının sorumluluğu da çok büyük. Kendi oyunlarımız dışında İzmir'in diğer ekiplerine ve şehirdışından misafir ekiplere de evsahipliği yaparak İzmir'in sanat yaşamında hareketliliği artırmak için çok çalışmamız gerekiyor.

Bu sezon kaç oyununuz var? Tiyatro Terminal' in aylık etkinlik programı nedir?

İbrahim Güngör:

Bu sezona 5 oyunla başladık. Ana kadromuzun sahnelediği 3 yetişkin oyunu var. Altın Ejderha 3.sezonunda , Sırf Cinayet 2.sezonunda seyirci ile buluşmaya devam ediyor. Şimdi de Fü ile sezonun 3.oyunu seyirci karşısına çıktı. Çocuk oyunumuz Alice Harikalar Diyarında da 3.sezonunda hala devam ediyor. Bir de atölye oyunumuz var. Oyun Çıkarma Atölyemiz Slavoj Zizek'in yazdığı Antigone'nin Üç Yaşamı ile Ekim ayında sahneye çıktı ve hala oynamaya devam ediyor.

Bunun yanında Tiyatro4'ün Thom Pain oyununa evsahipliği yapıyoruz. 21 Aralık'ta Sahne Terminal'de olacaklar. Ayrıca Tiyatro Kast yeni oyunu Parrhesia ile 13-14 Aralık'ta İstanbul'dan turneye geliyor. Merakla beklediğimiz bir oyun.

                                                                                                                                                                                 

Sahne Terminal 'de Aralık ayı programımız şöyle:

5-12-19 Aralık 20:30 Fü

6 Aralık 20:00 Sırf Cinayet

7 Aralık 20:30 Antigone'nin Üç Yaşamı

8-22 Aralık 13:00 Alice Harikalar Diyarında

13-14 Aralık 20:30 Parrhesia

20 Aralık 20:30 Altın Ejderha

21 Aralık 20:30 Thom Pain